Çanakkale’de bedelli askerlik yapmayı planlıyorsanız ve gitmeden önce birliğe dair daha önce bedelli askerlik yapanların gerçek yorumlarını merak ediyorsanız, doğru yerdesiniz. Bu yazıda yer alan bilgiler; kulaktan dolma anlatımlar değil, bu süreci bizzat yaşamış kişilerin deneyimlerinden derlenmiştir. Paylaşılan her detay, farklı dönemlerde birliğe giden askerlerin gözlemlerine dayanır. Ancak şunu unutmamak gerekir: Birine kolay gelen bir durum, bir başkası için zorlayıcı olabilir. Bu nedenle anlatılanları okurken beklentilerinizi gerçekçi tutmanız önemlidir.
Çanakkale Gelibolu bölgesinin iklimi, bedelli askerlik sürecini doğrudan etkileyen faktörlerden biridir. Yaz aylarında sıcak ve güneşli hava yorucu olabilir; bu yüzden yaz döneminde gideceklerin bol su tüketmesi ve güneşten korunması gerekir. İlkbahar ve sonbahar ayları ise daha dengeli hava koşulları sunduğu için askerlik açısından genellikle daha rahat dönemler olarak görülür.
Bu içerik, 18’inci Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı’nda bedelli askerlik yapacak adaylar için rehber niteliğinde hazırlanmıştır. Genel olarak koğuş düzeni, birlik içi sistem ve günlük yaşam belirli bir disiplin içinde ilerler. Şimdi hazırsanız, Çanakkale Gelibolu’da bedelli askerlik sürecine dair merak edilen tüm detayları, bu deneyimi yaşamış kişilerin yorumları eşliğinde birlikte inceleyelim. Her başlık, gerçek askerlerin aktardığı tecrübelerden süzülerek hazırlanmıştır. Öncelikle Çanakkale’deki askeri birlikle ilgili kısa soru-cevap metnini paylaşıp yorumlara geçelim.
Sık Sorulan Sorular – Çanakkale Gelibolu Bedelli Askerlik (Kavakköy)
📍 18’inci Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı Gelibolu merkezde mi?
Hayır. Birlik, Gelibolu ilçe merkezine yaklaşık 32–40 km uzaklıktaki Kavakköy bölgesinde yer alır.
🌬️ Kavakköy’de hava şartları nasıldır?
Eylül ayında gündüzleri sıcak (25–30°C), akşamları ise rüzgârlı ve serin olur. İnce mont veya içlik faydalıdır.
🛏️ Bedelliler ayrı mı kalıyor?
Evet. Bedelli askerler ayrı koğuşlarda, ayrı eğitim programıyla bulunur. Uzun dönem erlerle temas minimum seviyededir.
📍Çanakkale bedelli askerlik WhatsApp grupları var mı?
Çanakkale’de bedelli askerlik yapacak olanlar için Çanakkale bedelli askerlik whatsapp grubu bulunuyor.
🚿 Duş ve sıcak su var mı?
Genellikle haftada 3–4 gün düzenli duş imkânı vardır. Sabah erken saatlerde ihtiyaç duşu alınabilir ve sıcak su sorunu çoğunlukla yaşanmaz.
🚽 Tuvaletler alaturka mı?
Evet. Kışlanın büyük bölümünde alaturka tuvalet bulunur. Islak mendil ve dezenfektan getirmeniz önerilir.
📱 Akıllı telefon serbest mi?
Hayır. Akıllı ve kameralı telefon kesinlikle yasaktır. Sadece tuşlu, kamerasız telefon serbesttir. Yakalanması halinde ağır disiplin cezası uygulanır. Tuşlu asker telefonu için AskerKolisi.com’u ziyaret edebilirsiniz.
🚌 Kavakköy’e ulaşım zor mu?
Hayır, ancak ilk kez gidenler için karışık görünebilir. Otobüs + feribot + minibüs kombinasyonuyla rahatlıkla ulaşım sağlanır. Kavakköy sapağında taksi bulunur.
🪖 Eğitimler ağır mı?
Hayır. Eğitimler temel askerlik düzeyindedir. Ancak uzun süre ayakta kalındığı için ayak bakımı önemlidir.
🍽️ Yemek ve kantin durumu nasıl?
Kantin çeşitlidir fakat fiyatlar askeri kantinlere göre yüksektir. Yemekhane yemekleri genel olarak orta seviyededir, kahvaltı sadedir.
🎖️ Yemin töreni nasıl geçiyor?
Yemin töreni genellikle son hafta yapılır. Aileler davet edilir ve tören, Çanakkale ruhu nedeniyle birçok kişi için unutulmaz bir anı olur.
🎒 Verilen malzemeler yeterli mi?
Hayır. Verilen istihkak 25-26 gün için yetersizdir. Bu nedenle çoğu bedelli askerlik malzemeleri ve hazır asker seti ile birliğe gidiyor.
“İki Çamaşır Veriyorlar, Yanınızda Fazlaca Götürün”
24 Nisan – 12 Mayıs arasında bedelli askerliği burada yaptım. “Gelibolu’ya düştük” diye sevinmeyin; tugay Gelibolu’ya yaklaşık 40 km, Şarköy’e 30 km. Konum olarak Çanakkale/Kavakköy civarında; adı “General Fahrettin Altay Kışlası” diye geçiyor.
Öne çıkanlar:
Giriş araması: Bazılarını çok detaylı arıyorlar; bazıları daha az aranmadan geçebiliyor, biraz şans işi.
Telefon: Akıllı/kameralı telefon yasak. Tuşlu telefon serbest. Yakalanmanın cezası uzayabiliyor.
Mevcud: Bizim dönemde 450 kişiye çıkmıştı; kayıt, muayene, kıyafet-bot teslimi derken ilk hafta çok şey “işlem”le geçiyor.
Koğuşlar: Genelde 30 kişilik. Horlama için kulak tıkacı iyi olur.
Kıyafet: Kamuflaj dışında verilen iç çamaşırı az; yanınıza yeterli sayıda götürün.
Yemek/kantin: Tabldot taşerondan; seçmeyen biri idare eder. Kantinde çoğu şey var ama sıra bekleniyor; sigara çeşidi her zaman bulunmayabiliyor.
Duş: 06:00–07:00 ihtiyaç banyosu + bazı günler ek duş saati; kabin sayısı fena değil.
Hava: Tepe konum; rüzgâr sert. İlaçla hazırlıklı olmak iyi olur. Revire sıra uzun sürebiliyor.
Komutanlar/çavuşlar: Çoğu yardımcı ve çözüm odaklı. Erdem yüzbaşı özellikle insancıl ve destekleyiciydi. Eğitimler ağır değil, ama boş da değil.

“Kantinde Lig Maçlarını İzledik”
İki yıl önce 32. dönem bedelli er olarak vatani görevimi burada tamamladım. Kendi dönemim açısından oldukça rahat geçti diyebilirim. Saros Körfezi’nin manzarası ve doğayla iç içe olması, İstanbul’un yoğun temposundan sonra bana iyi gelmişti. Gece gökyüzünü izlemek ayrı keyifti; hava da temiz ve ferah.
İmkânlar yeterliydi. Yemekhane öğünleri genel olarak doyurucuydu (kahvaltı hariç). Kantinde PlayStation, Digitürk gibi şeyler vardı; lig maçlarını izlediğimiz oldu. Hafta sonları halı sahada turnuva bile yapıyorduk.
Gidecek olanlara tavsiyem: gözünüzde büyütmeyin, beklentiyi düşük tutun. Bedelli olduğunuz için komutanlar da çok “kasma” modunda değildi. İstedikleri şeyler basit: tertipli-düzenli olun, verilen görevleri düzgün yapın. Büyük sorumlulukların olmadığı, kendi kuralları olan farklı bir dönem gibi düşünebilirsiniz.

“Kantin Fiyatları Ortalamanın Üzerinde”
Geçen sene bedelli görevimi yaptığım tugay. “Ne alınmalı?” konuları zaten çok yazılmış; ben daha çok gördüğüm düzeni ve hissettiklerimi aktaracağım. Askeriye, zaman yönetimi ve disiplin konusunu çok iyi oturtmuş; kuralların önemini hissettiren bir sistem kurmuş. Kamuflaj giyen birçok kişinin bu düzenin işleyen bir parçasına dönüştüğünü görüyorsunuz. Kamu kurumlarında bu kadar nizami işleyen (doğru-yanlış ayrı) yer kaldı mı, emin değilim.
Kışla şartlarıyla ilgili gözlemlerim:
Kantin: Fiyatlar ortalamanın üstünde. Her zaman her ürün bulunmayabiliyor; tedbirli olmak iyi olur.
Yemekhane: Hijyene aşırı takılmıyorsanız yemekler fena değil.
Hayvanlar: Etrafta sayıca fazla, genelde zararsız köpekler vardı; peşinizde dolaşıyorlar.
İçtima: Hafta içi her gün “tugay içtiması” olmasa süreç daha rahat geçerdi diye düşünüyorum.

“Koğuşlara Soyadına Göre Sıralanıyorsunuz”
11 Mart – 29 Mart arasında 14. dönem bedelli er olarak burada askerlik yaptım. Biz 300 kişiydik; sonraki dönem 450 kişiye çıkacak deniyordu.
Özet gözlemlerim:
Koğuş/bina: Soyadına göre bölünüyorsunuz, kalabalık koğuşlar olabiliyor. Bina eski ve rutubetli; ama uzun dönemlerin kaldığı yerlere kıyasla “daha iyi” hissediliyor.
Tuvalet/temizlik: Tuvaletler doğal olarak kötü; temizliği siz yapıyorsunuz.
Duş: Haftada birkaç gün + sabah erken saat opsiyonu var; hava soğuksa zorlayabiliyor.
Günlük akış: Çok erken kalkış, içtima-kahvaltı-mıntıka-içtima ve gün boyu faaliyet. Tugay içtiması olunca akşam sarkabiliyor.
Eğitim: İlk hafta temel düzen/komutlar, ikinci hafta yürüyüş-marş-atış, son hafta yemin provaları. Fizikselden çok mental yorgunluk yaratıyor; zaman gerçekten yavaş akıyor gibi geliyor.
Yemek/kantin: “Felaket” değil; kahvaltı zayıf. Beğenmezseniz kantinde alternatif yiyecek var. Stok bazen bitip gecikebiliyor. Asker malzemeleri veya askeri iç çamaşır gitmeden ayarlayın.
Sosyal imkân: PlayStation, maç yayını gibi şeyler var; vakit öldürmeye yarıyor.
Hava: Rüzgâr ve soğuk belirgin. İçtima/eğitimde aksesuar kullanımı kısıtlı olabiliyor; üşümeye hazırlanın.
Kıyafet: Verilen iç çamaşırı az; “nasıl olsa verirler” diye düşünmeyin, yanınıza yeterli götürün.
Komutanlar/çavuşlar: Eğitim çavuşları genelde kibar ve yardımcıydı. Komutanların çoğu da makuldü; bazı isimlerle daha gergin anlar yaşanabiliyor.
Bende bıraktığı en net his: ortam eski ve dağınık olabiliyor ama sizden çok düzen bekleniyor; işler yavaş akarken sizden hız bekleniyor. Kafada bu çelişkiyi kabul edince süreç daha yönetilebilir oluyor.

“Sürgün Yeri Gibi…”
Bedelli yorumlarını bir yana bırakırsak, bu tugay sanki özellikle seçilmiş bir “sürgün/rehabilitasyon” yeri gibi. Her bölükte-taburda; pırıl pırıl işini yapan ya da çoğu emekliliği bekleyen uzman çavuş ve astsubaylara rastlıyorsunuz.
Türkiye’nin dört bir yanında görev yapmış, son rütbelerine gelmiş kıdemli başçavuşların burada daha fazla olduğunu düşündüm (askerlikle iç içe büyüdüğüm için bu tabloyu tanıdık buldum). Burası onlar için emeklilik öncesi son durak gibi; bir yandan “sorunlu” erlerle uğraşıp, bir yandan askerlik dışında işlere koşup, Gelibolu’da olmanın nispi rahatlığıyla “az kaldı” diyerek görevlerini bitiriyorlar.
Özellikle ilk dönemde göreve çağrılan, çatışmalarda gazi olmuş kırmızı apoletli uzman çavuşların da burada “rehabilite” edildiği hissi var.
Er/erbaş tarafı daha ilginç: Kısa dönemlerin çoğu ya askerlik yaşını aşmış ya da yüksek lisans/doktora sürecinde çağrıldığı için “gecikmiş” kişiler. Eski düzende uzun dönemlerin bir kısmı ise özellikle doğu illerinden gelen, sorunlu profiller olabiliyordu. Benim dönemimde Şanlıurfa ve çevresinden gelen, ağır bağımlılık geçmişi olan kişiler vardı (basit bağımlılık değil; kırmızı reçeteli ilaçlara rağmen etkilenmeyenler).
Tabii “işlemesi gereken” yerlerde tablo değişiyor. Komuta destek taburunda, subaylarla teması olan askerler daha derli toplu ve sorunsuz görünüyordu.
Askerliğe dair tek tavsiyem: Kendinize bir iş bulun. Sabah içtimasında görev ayrılan ekipte olursanız, hem daha az sorun yaşarsınız hem de daha “anlamlı” işlerle meşgul olup insan tartışmalarıyla daha az uğraşırsınız.

“Kısa Dönem Olarak Askerlik Yaptım”
“Bedelli de olsa her türden insanla karşılaşırsın” esprisi gerçekten doğruymuş. Farklı insanları tanımak her zaman kolay değil; yine de bazı davranışlarımı ve düşüncelerimi sorguladığım bir süreç oldu. Askerlik boyunca düşünmeye vakit buldukça sivil hayattaki bazı rutinlerimin değiştiğini fark ettim. Bazen kendini “değersiz” hissetmenin, anlatıldığı kadar yıkıcı olmayabileceğini de gördüm. Aklıma geldikçe kışlayla ilgili detayları ayrıca yazabilirim.
349. kısa dönem olarak, bu meşhur tugayın 2. tabur 3. bölüğünde askerlik yaptım. Üzerinden 13 yıl geçmiş olmasına rağmen içimde bir yerde hâlâ izleri var. Hayatımda hiç adli bir problem yaşamamış biri olarak oraya neden düştüm, hâlâ anlamıyorum. Biz üç kısa dönem gelmiştik; biri ağır şekilde darp edildi, biri raporlarla gelmedi ve bir süre tek başıma kaldım.
Asker dönüşünde pasif içicilik nedeniyle uzun süre ilaç kullanmak zorunda kaldım. Koğuş ortamı yüzünden, istemeden de olsa ciddi sıkıntılar yaşadım. Teslim olduğum gün yaşanan toplu kavga/saldırı ortamında yaralandım. O süreçte bazı insanların ciddi şekilde psikolojik olarak dağıldığına bizzat tanık oldum ve rütbelilerin yeterince müdahil olmadığını düşündüğüm anlar oldu.
Son iki ayımda “yazıcı” görevine geçtim; mahkemelerden gelen sevk yazılarını yazmak için yoğun mesai harcadığımı hatırlıyorum. Birlikte aynı yerde çok farklı profillerin toplanmasının ciddi riskler doğurduğunu düşünüyorum. Nöbet düzeni de ayrıca yıpratıcıydı.
Üzerinden yıllar geçti; hâlâ düzelmiş olmasını umarım. Orada şanssızlıkla askerlik yapmak zorunda kalanlara gerçekten üzülürüm.

“Yemekler Standart, Hatta Biraz Üzerinde”
Genel izlenimlerim:
Koğuşlar: Soğuk, bina eski ve “hapishane” hissi veriyor. Gece kalorifer kapanınca zorlayabiliyor.
Tuvalet/koridor: Tuvaletler çok kötüydü; koridorlar temizlense de kalabalık olunca çamur-ıslaklık kaçınılmaz.
Kantin (gazino): Temel ihtiyaçlar var ama bazı şeyler sürekli bulunmuyor. Kahve/kolay erişim konusu zayıftı.
Eğitim: Genel olarak kolay; asıl zorlayan içtimalar. Soğuk/kar altında uzun bekleme yaşanabiliyor.
Komutanlar: Makul; disiplini uyguluyorlar. İçtimada konuşmamak/sigara içmemek gibi basit kurallara uyulunca sorun çıkmıyor.
Duş ve yemek:
Duş: Bölüğe göre gün içinde verilen süreler kısa olabiliyor; sabah “ihtiyaç duşu” saatini değerlendirmek daha rahat.
Yemek: “Harika” değil ama askeriye standardında idare eder. Kahvaltı zayıftı.
Nevresim: Yıkanıyor ama eskilik nedeniyle temiz hissettirmeyebiliyor.
Gideceklere küçük notlar (özet):
Islak mendil, temel ilaçlar, vitamin takviyeleri iş görüyor.
Kahve/çayı azaltıp gidin; içeride zorlayabiliyor.
Kulak tıkacı (horlama), çoklu priz, kişisel nevresim götürmek rahatlatır.
Tartışmalardan uzak durun, kuralları içtimada özellikle uygulayın.
Genel his: Zaman çok yavaş akıyor gibi geliyor; ilk günler en zoru. Sonra bitiyor ve eve dönüyorsunuz. Ne olursa olsun, “25 gün” gerçek ve geçiyor.

“Kantin Pahalı ve Seçenekler Az”
37. dönem bedelli er olarak burada askerlik yaptım. Eski yazılara bakınca komutan kadrosu kısmen değişmişti; biz ersin, burak, yunus, yasin, arif gibi isimlerle süreci geçirdik.
Gözlemler:
Sağlık: Boğaz enfeksiyonu çok yaygın. Antibiyotik/boğaz spreyi, ağrı kesici gibi temel şeyleri götürmek iyi olur. Revire çıkmak uzun sürebiliyor.
Koğuş/tuvalet: Koğuşlar havasız-rutubetli olabiliyor; tuvaletler sık tıkanıyor ve çok temiz sayılmaz.
Hayvanlar: Bakımsız sokak hayvanı çok; kediler koğuşlara kadar gelebiliyor.
Yemek/kantin: Yemekler fena değil; kantin pahalı sayılabilir ve seçenekler her zaman iyi değil.
Not: “Erdem yüzbaşı”yı çok olumlu hatırlıyorum; buradan selamlar.

“Uzun Dönemlerle İşiniz Yok”
Bu süreci değerli kılan birinci bölükte, özellikle 1-2-3. koğuşta tanıştığım dostlara selam olsun. Onları tanımak benim için kıymetliydi.
Detaylar:
Sokak hayvanları: Sayıları fazla, bir kısmı hasta görünüyor; ama saldırgan değiller. Siz uğraşmadıkça sorun olmuyor. Belediyeye bildirmek faydalı olur.
Uzun dönemlerle ortam: Kışlada uzun dönem askerlerle aynı alanda olsanız da genelde sürtüşme yaşamıyorsunuz. “RDM” denilen profiller var; çoğu kendi halinde.
Duş/yemek: Kahvaltı hariç yemekler askeriye standardında iyi sayılır. Duş imkânı var; hamamın mesafesi kışın zorlayabilir.
Kantin: Bazı ihtiyaçlar var ancak kantin yiyecekleri kalitesiz ve pahalı. Gitmeden önce alınacakları aradan çıkarın.
Boş vakit: Gazinoda PES oynanabiliyor; oyun kollarını kullandıktan sonra hijyene dikkat edin.
Komutanlar: Çoğu sizden küçük/yaşıt yedek subay-çavuşlar. Bazen ego/sinir anları olur; yine de birçok şeyi “asker profili” belirliyor.
Önerim: Birbirinizi zora sokmayın. Başkasının yaptığı saçmalığın bedelini topluca ödememek için gerektiğinde arkadaşınızı uyarın. Bu süreç uzun dönem askerlere farklı bir saygı duymanıza da sebep oluyor.

“Koğuşlar 30 Kişilik, İçtima Sayısı Fazla”
Komutanların çoğunu çok iyi insanlar olarak gördüm. Yunus komutan hakkında yazılanları okuyup peşin hükümle gitmeyin. Haksız ceza verdiğini ya da sebepsiz azarladığını görmedim. “Yap” dediğini yapıp, “yapma” dediğini yapmazsanız sorun yaşamazsınız. Zaten zor şeyler istemiyor: içtimada konuşma/sigara içme, koğuş-tuvalette sigara içme, çöpleri yere atma, gidilecek yere haber ver vb. Bu kadar.
Bina çok eski; koğuşlar genelde 30 kişilik. Bazı koğuşlarda rutubet ciddi. Tuvaletler çok kötüydü; bu yüzden insanlar zorlanabiliyor. Duş sabah erken saatte mümkün; gün içinde de komutanlar duyuruyor. İçtima sayısı fazla; sabah içtiması genelde 06:45.
Tugay geniş; eğitimler önce tabura yakın yerde başlayıp sonra tören alanına kayıyor. Ağırlık yürüyüş eğitiminde. Gazino-tabur arası kötü koku olabiliyor. Köpek çok; saldırgan değiller ama temas etmeyin.
Komutanları dinlerseniz sorunsuz geçer. Bir de terhis günü komutanları “havaya atma” işine kalkışmayın; herkes geriliyor.

“Fahrettin Altay Kışlası Diye Aratın”
31. dönem 1. bölükteydim. Başvuru sürecinden itibaren bedelli askerliği küçümseyen çok söylem duydum. Bana kalırsa birçok kişi, eğitim/silah korkusundan değil; “ödül bireysel, ceza toplu” düzeninden ve kalabalık bir ortamın kaosundan çekindiği için bedelliye yöneliyor. İlk gün “edebiyat sohbeti” açan insanların, son gün koğuş kapısına yapılan saçma bir çizim yüzünden içtimaya çıkmak zorunda kalması bile bu ortamın nasıl dönüştürdüğünü anlatıyor.
Konum konusu önemli: “Fahrettin Altay Kışlası” diye aratın; tugay Gelibolu görünse de Ortaköy tarafına yakın. Bedellilerin kaldığı bina eski. İlk günlerde kıyafet ve temel ihtiyaç dağıtımı gecikebiliyor; yanınıza yedek iç çamaşırı-temizlik malzemesi alın. 1 ve 2. bölükte koğuşlar kalabalık, 3. bölükte daha az kişi olabiliyor.
Komutanlar konusunda: Ersin komutan çok sıcak ve yardımseverdi. Yasin komutan disiplinli ama saygılıysanız gereksiz sertleşmiyor. Arif komutan işlerin yürümesi için zaman zaman sertleşebilen biriydi. Burak komutan telefon konusunda çok dikkatliydi. Yunus komutanla kişisel bir problem yaşamadım; derdinizi düzgün anlatınca tavrı da ona göre oluyor.
Orada süreci güzelleştiren devre arkadaşlarıma da selam olsun.

“Hayvan Çok, Temas Etmeyin”
Ben de bedelli olarak burada askerlik yaptım ve dün terhis oldum. Kendi gözlemlerimi paylaşayım: Öncelikle 15–20 günlük geçici bir süreç olduğunu unutmayın; büyütmeyin. Devre arkadaşlarım çok iyiydi, bu konuda kendimi şanslı hissettim.
Bu birlikte ilk vurgulanan şey; “en temel hareketlerden” bile önce nezaket, terbiye ve saygı oldu. Uygun adımı karıştırana, selamı yanlış verene ya da atışta zorlanana bağırıldığını görmedim; tekrar gösteriliyor, gerekirse birebir öğretiliyordu. Komutanların asıl hassasiyeti nizam ve ast-üst ilişkisinin korunmasıydı. Buna uyunca geri kalan meseleler daha kolay akıyor.
Komutanlara ihtiyaç anında gece saatlerinde bile ulaşabildiğimiz oldu; yardımcı olmaya çalışıyorlardı. Aksaklıklar elbette var; ama mümkün olduğunca çözmeye niyet ettiklerini hissettim. Bu nedenle erdem, yunus, ersin, burak, mehmet ve diğer komutan/erbaşlarla aynı süreçte olmak benim için kıymetliydi.
Diğer notlar: Hayvan çok; temas etmeyin. Ben telefon götürmedim, ankesörlüyle idare ettim; kitap/dergi götürmek daha iyi geliyor. Mıntıka için lateks eldiven rahat ettirir. Genel olarak asker malzemeleri belli, ona göre liste yapabilirsiniz. Yemekleri ben çok iyi buldum; kantinde alternatifler de var. Duş imkânı güzel. Reviri gereksiz meşgul etmeyin; gerçekten hasta olanların hakkına girmeyin.
Bitirirken: Özverili ve yapıcı olun. Disipline uyun, kimseyle tartışmaya girmeyin, yardımsever olun. Bu süreç bir hatıra olarak kalıyor; yaşarken kıymetini bilin.

“Sorun Daha Çok Tuvalet/Koğuş Temizliğiydi”
Bedelli askerliği burada bitirdim. Yeni dönem gelecekler için, iyi çavuşların çoğu gittiği için biraz daha sabır gerekebilir. Benim dönemdeki çavuşlar çok iyiydi; yenilerde ise son günlerde gözlemlediğim kadarıyla ego daha yüksekti.
Komutanlar genel olarak iyiydi; sertlik çoğu zaman disiplin için. Ramazan bayrağı devraldı gibi oldu ama sabır sınanmadıkça iyi. Tufan komutanla sohbet etmek keyifli; Gazi komutanın tavrı da hep pozitifti. Bir de gece geç saatte içtima almasına rağmen sevdiğim, güleryüzlü bir komutan vardı (adını hatırlayamıyorum).
Yüzbaşı gerçekten komikti; hem o hem komutanlar sık sık “ihtiyaç var mı?” diye sorardı, bu açıdan sorun yaşamadık.
Koğuşlar rutubetli ama bende korkutucu seviyede değildi. 3. bölükte koğuşlar daha az kişilik; 1 ve 2’de kalabalık.
En büyük sıkıntı temizlikti: Tuvaletler çok kirliydi ve temizlik malzemesi yeterli değildi; çoğu iş “su tut–çekçek” şeklinde dönüyordu. Dokunmamaya çalışmak mantıklı.
Yemekler başta zayıftı ama sonra firma değişince kahvaltı ve akşamlar toparlandı. Özetle: rütbeliler ilgiliydi, yemekler sonradan düzeldi; sorun daha çok tuvalet/koğuş hijyeniydi. Yeni gelenler için çavuş kalitesi de belirleyici olabilir.

“Öğleden Sonra Teslim Olduysanız İlk Gün Dinlenebilirsiniz”
İstanbul Anadolu yakasından gidecekler için Kamil Koç, Pamukkale, Truva ile gidilebiliyor. Lapseki’de inip feribotla Gelibolu’ya geçiyorsunuz; feribotlar sık. Gelibolu’ya varınca hemen birliğe koşmak yerine önce karnınızı doyurup eksikleri tamamlamak mantıklı olabilir.
Kışlaya girişte nizamiye önünde arama var; valizi detaylı inceliyorlar. Telefon varsa en başta çıkarıp teslim etmek daha doğru. Sonra “katılış” süreciyle grup halinde işlemler yapılıyor; bölük ve koğuş belirleniyor. Öğleden sonra teslim olduysanız ilk gün biraz dinlenme fırsatı olabiliyor, ama içtimayla sık sık sayım yapıldığı için ilk gün de tam “rahat” geçmeyebiliyor.
Sonraki günlerde katılış muayenesi, kıyafet teslimi gibi işler ve beklemeler çok oluyor. Yemekler idare eder; kahvaltı zayıf kalabiliyor. Hijyen konusu zorluyor; temizlikte kimyasal malzeme yok denecek kadar az.
Eğitim tarafı ise nispeten rahat: yürüyüş ağırlıklı, bir gün atış, son günlerde yemin provaları. Komutan profilleri değişken; bazıları çok yardımcı, bazıları daha sert olabiliyor. Uzun dönemlerle çok iç içe değilseniz de, ortamın kendine özgü bir düzeni var.

“Güneş Kremi Götürmeyi Unutmayın”
24. dönem bedelli olarak burada askerlik yaptım. Biz gittiğimizde süre kısaldığı için uzun dönem çok azdı; bu açıdan rahattı. Eğitimler genel olarak kolaydı. Çavuşlar çok iyiydi; ellerinden geldiğince yormamaya çalışıyorlardı ama birçoğu terhise yakındı, yeni gidecekler aynı kadroya denk gelmeyebilir.
Sorunların büyük kısmı bedelli erlerin düzensizliğinden çıkıyordu: içtimalara geç kalmalar, umursamazlık, bu yüzden 450 kişinin beklemesi gibi. Komutanlar “şuraya gitmeyin” dediğinde inadına gidenler oluyordu; bu da herkesi yoruyor.
Kantin idare eder ama fiyatlar çok ucuz değil. Sigara çeşitleri başta varken sonra azalabiliyor; seçiciyseniz yanınıza ayarlayıp gitmek iyi olur.
Yemekler doyurucuydu; kahvaltı zayıf olsa da aç kalmadım. Beğenmezseniz kantinde döner, çiğ köfte, nugget, tost gibi alternatifler var.
Benim özel tavsiyelerim: güneş kremi, sinek kovucu, tuvalet kâğıdı, ıslak mendil ve mutlaka okunacak bir kitap. İçtimalara erken gidin, saygıyı elden bırakmayın. Ortamı mümkün olduğunca iyi değerlendirin; ben güzel insanlarla tanıştım.

“Tuvaletler Alaturka, Alışık Olmayanlar Zorlanabilir”
25. dönem bedellilerin terhis edildiği, Çanakkale’ye biraz uzak bir tugay. Gidecek arkadaşlara birkaç not:
Tuvalet alışkanlığı: Alaturkaya alışık olmayanlar zorlanabiliyor; hazırlıklı olun.
Eğitim: Gölgede ve çok yıpratıcı olmayan bir tempoda geçti. Eğitim çavuşlarının emeği çok; onları üzmemek gerekir.
Komutan profilleri:
Mutlu asteğmen, askerle iletişimi çok güçlü.
Ersin asteğmen rahat tavrıyla biliniyor; yer yer insanı güldürüyor.
Gazi asteğmen farklı bir üsluba sahip ama kötü niyetli değil.
Ramazan komutan disiplinli, yüksek enerjili; ilk başta sert gelse de zamanla dengeleniyor.
Erdem yüzbaşı “baba şefkati” diyeceğim kadar ilgili, soruları ciddiyetle yanıtlıyor.
Revir: Revire gidenlerin “tek tanı” aldığı hissine kapılabiliyorsunuz; beklentiyi makul tutun.
Özetle: Tedirgin olmayın. Saygıyı koruyun, komutanlarla doğru iletişim kurun; süreç daha kolay akıyor.

“Sıcak Su Sorunu Yaşamadık”
“RDM/sürgün” muhabbeti var ama bedellileri usta uzun dönemle çok karıştırmamak için uğraşıyorlar. Duş saatleri bile çoğu zaman size özel planlanıyor; sıcak su sorunu yaşamadık. Yanınıza içlik, pastil ve temel ilaçları fazlaca alın; içeride bir süre sonra çok kişi hasta oluyor. Kep yazlık gelebiliyor; üşümemek için boğazlık/bere gibi şeyler kantinden de bulunuyor ama stok bitme ihtimali var.
Kantin iyiydi; maç izlenebiliyordu. Yemekler bazen iyi bazen orta. Eğitimleri kısa dönem çavuşlar verdiği için nispeten hafifti; yorulunca mola verilebiliyordu. Komutanlardan Ersin’i çok iyi hatırlıyorum; kitap hediye ederseniz mutlu olur, nöbette kitap okumayı bile teşvik ediyordu. Kitap götürmek gerçekten işe yarıyor.
Telefon konusu ilk hafta hassas; tuşlu telefon daha güvenli. Bir sıkıntınız olursa önce kendi asteğmeninize gidin; yardımcı olabiliyorlar. İçtimalara 15 dakika erken gidin. Tugay komutanının öneri/şikâyet formlarını bizzat okuduğu ve bazı sorunların hızlı çözüldüğü dönemler de oldu. Ayrıca bir gün Çanakkale şehitlik gezisi yapılmıştı; iyi gelmişti.



